6 Nisan 2012 Cuma

Ergin Altınel: 'Ben hayatta hiçbir şeyin kaybolmayacağına inanlardanım'

- Rock’n Roll’a nasıl bulaştınız? Sizi gitar ve Rock’a yönelten ve aşık eden şey nedir?
Çocukluğumdan beri elektronik gitar sesi beni kendine çekmiştir. 6-7 yaşlarındayken babam eve bir plakçalar almıştı. Bir sürü de yerli yabancı 33'lük ve 45'lik plak. Komşumuz Tuncer ağabey de gitarist olunca, sanırım başlangıç ortamı oluştu. Gitar aldıramadım ama başlangıç mandolin ile oldu böylece. Altın vuruşu iki yıl sonra eve nasıl ve nereden geldiğini hatırlayamadığım J.Hendrix'in Purple Haze 45'liği yaptı. Sonrasında da Richie Blackmore'un o tuşe ve stili...

- Müzik dışında kuru temizlemecilik, elektronik ticareti, eşarp pazarlama gibi işlerde çalıştınız. Sadece müzikten para kazanamama sizde hayal kırıklığı ve ya müziğe duyduğunuz aşkta körelmeye sebep oldu mu?
Ben, hayatta yapılan hiçbir şeyin kaybolmayacağına ve artı olarak cebinizde durduğuna inananlardanım. Müzikten para kazanamayacağımı 1990 da anladım. Bu hayatımdaki pek çok şeyin değiştiği yıldır. Ama bu, müziğe olan ilgimi asla koparmadı. Tezgahımın altında amfi, dolabın içindede gitar sürekli durur. Hala da öyle...


- Rock müzik için İstanbul ve Ankara için bile zaman yeteri kadar ilgi görmediği için şikayet konusu olur. Siz yıllarca Ankara ve İstanbul’a nazaran daha ufak bir kent olan Bursa’da rock müziğin bayraktarlığını yaptınız. Ankara ve İstanbul’daki grupların, Bursa’daki harekete dikkat kesilmelerine yol açtınız. Bursa’da Rock müzik hareketliliği şimdi nasıl? Sıcak bir ilgi devam ediyor mu?
Pek çok grup var Bursa'da. Çoğu amatör olarak ilgileniyor. İşimden dolayı detayları pek bilemiyorum. Ama çok iyi ve gelecek vaadeden müzisyenler var. Tabi ki üretebilmek için geniş zaman ve para lazım. Piyasadaki işlerden kazanılan para da malum. İşler biraz zorlaştı yani. Genel ilgi 80 ve 90'ların müziğine şekline. Eskiye oranla dinleyici kitlesinde olsun müzisyen sayısında olsun önemli bir artış var.

- Hayatınızın çoğunu geçirdiğiniz Bursa ve Ordu'nun sizin müziğinizi üzerinde nasıl bir etkisi oldu?
Şehirlerden ziyade kişiler etkilemiştir beni. Hocam diyebileceğim A. Recep Katırcıoğlu Ordu'da. Ondan çok şey öğrendim. Gitarcılığın nasıl bir şey olduğunu da Gürbüz Barlas ve Süleyman Bağcıoğlu'ndan öğrendim.  Onları yarım saat izlemem yetti. Şehirler ve beraber yaşadığınız, birlikte mücadele verdiğiniz insanlar, olaylar, doğa, inancınız, sevinçleriniz, üzüntüleriniz, umutlarınızsa ressamın boyası gibidir. Asıl olay ruhunuzda ve kalbinizde şekillenir. Onların beden dışında başka bir mekana ihtiyacı yok. Ruanda olmuş, Amerika olmuş veya Hakkari olmuş artık farketmez.

- Enstrümantal Rock albümleri ile bu topraklarda pek sık karşılaşamıyoruz. “Gidenlerin Ardından” albümünüz bir anlamda müzik piyasadında ki büyük bir boşluğu doldurmuş oldu. Bize bu albümün oluşum sürecinden bahsedebilir misiniz?
Bandaj döneminden pek çok beste vardı zaten. 2000' li yılların sound değişiklikleri ile yeni çalışmalarım da eklenince, 2006 da bir çalışmamı Tarkan Gözübüyük'e fikrini almak için dinlettim. O da hem eski Bandaj çalışmalarından dinleyicilerin haberdar olması, hem  Türkiye rock müzik tarihinde  yerini bir belge olarak alması açısından yeni kişisel çalışmalarım ile birlikte bir albüm oluşturmamızı önerdi. Tabi ki İstanbul'a Ordu'dan git-gel zor oldu biraz. Ama sonunda yaptık işte.

- 1982 yılında kurulan  Bandaj grubunun şöhreti Bursa ile sınırlı kalmadı o dönemde bir çığ gibi büyüyerek şöhreti İstanbul’a kadar uzanan bir gruptu. Aynı zamanda bugün Türk Rock müziğin çok değerli  müzisyeni  Şebnem Ferah’da bir dönem Bandaj grubunda yer aldı. Bize Bandaj grubunun hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Of offf... 1977 de Bursa' da üniversiteye başladım. Bandaj'ı oluşturan kişilerle tanışmak, arkadaş olmak bir yılım aldı. Tabi önce grup kurma gündemde değildi. İlk önce Ekinoks'u kurduk. Sonradan birkaç eleman değişikliği ile 1980'de BANDAJ kuruldu. İlk zamanlar Cover yaptık. Konser bile verdik. 83 de askerlik araya girdi. Tekrar bir araya  87 yılında geldik. Artık herkesin besteleri var cebinde. Hemen çalışmalara başladık. Geceleri, gece klübünde çalışıyoruz, gündüzleri de aynı gece klübünde prova yapıyoruz garip bakışlar altında... İki besteyi İstanbul'da stüdyoda kayda girdik o yıl. Youtube'da dönüyor o kayıtların biri:


Konserler festivaller başladı. Şebnem Ferah, 90'da verdiğimiz konserde 5 parça ile katıldı. Bizim bestelerin ikisine söz yazdı. Aslında grubun solisti olmasını teklif edecektik ama ne yazık ki bunu teklif edemeden dağıldık. Yani Bandaj'ın ömrü 10 yıl oldu.

- 2007 yılında Joe Satriani İstanbul konserinde ön grup olarak yer aldınız. Bandaj grubunda da çalmış olan Tarkan Gözübüyük ve bir çok değerli müzisyenle bir araya geldiniz. Uzun bir aradan sonra hem de Satriani konserinde bir araya gelmek nasıl bir duyguydu?
Bu konser vesilesiyle Merih Benli ve Tarkan Gözübüyük ile bir araya gelmek ve çalmak tarifi zor bir duygu. Bir kere herkes  hem kişilik olarak hem de müzisyenlik kalitesi olarak çok olgunlaşmış. Provalar bile prova gibi olmadı. Başla, durmadan çal ve bitir. Haliyle kaliteli bir konser oldu. Her ne kadar sahne elektriği kesilip, mixer presetleri sıfırlanıp, sahne içinde kan-gövde durumları olduysa da, ana mixer bundan etkilenmedi. Dinleyen açısından da oldukça tatminkardı aldığım duyumlara göre. Duymadan çalmak tecrübe ve profesyonellik ister. Bir kez daha ne kadar doğru bir kadro ile sahneye çıktığıma sevindim böylece. Düşünün, Satriani yeniden soundcheck aldı. Bizim öyle bir imkanımız zaman yetersizliğinden olamadı. Artık tabloyu siz şekillendirin :)

- Türkiye’de gitarlarını beğendiğiniz gitaristler kimlerdir?
Ahmet Recep Katırcıoğlu, Serdar Öztop, Volkan Başaran, Gürbüz Barlas, Süleyman Bağcıoğlu. Hepsi harika gitarlara sahipler.

- Son zamanlarda  dinlediğiniz ve hiç bir zaman dinlemekten bıkmayacağınız grup veya gitaristler kimlerdir?
Son zamanlarda Vintage still ilgimi çekiyor. Johnny Hiland, Brad Paisley, Allen Hinds, The Hellecasters, modernde Andy Wood ve Down From Up.

- Ufukta Bursa dışında konser programı ve  yeni bir albüm projesi var mı ? 
Artık bunlara ne ayıracak zamanım, ne de param var. Gençleri görmek ister bu fani...

Can Öktemer - Sertan Şentürk

1 yorum:

kağan dedi ki...

Sen hepimize,nerde ve ne zaman olursak olalım müzikten vazgeçmemiz gerektiğini öğrettin, bunu başardığını ve bunu bizimde başarabileceğimizi anlattın.2008 den bu yana albümünü hiç bir zaman yanımdan ayırmadım, ayırmayı da düşünmüyorum.Bu topraklara hem hayatın en zor cilveleriyle mücadele edip hemde bir yandan mükemmel eserler ortaya koyan bi virtüöz az gelir diye düşünüyorum.